İnsanın tükenmişliği ile karşılaşması da anlık bir şey. Kapıya serçe parmağını vurmak gibi. Çıt.
Bilmiyorum ki neden etkileniyoruz böylesine bir anda? Çıt?
Neydi bizi olanla aramıza bağ kurduran şey ya da kesen toptan. Çıt!
Vivaldi İstanbul'da mı sahi? Kulağıma ilişen bu tını, anılarla aramdaki şuncacık mesafe, bir yanda geleceğime tutunuşum ama çok da tutunamayışım. Bu kadar merkezde olmaya yaşamı koklar gibi tutkuluyken, insanların hayatının sadece kıyısında duruşlarım, fazlasından korkuşlarım, isteyişlerim ama bir o kadar da kaçışlarım. Bunca karmaşa içinde kendime tutunmak zor gibi görünüyor değil mi? Değil. Çıt! heheh.
Tasarlanamayan o yerlerin korkusu mayaperest albüm kapağı gibi, vardır hocam bir yer, vardır. Uyar bile 3 yer tasarlamış hey yavrum.
Vadedilen tüm yerlerin de canı cehenneme bu arada.
Bugün bir yazıma denk geldim, "bırak kendini" koymuşum başına. İçeriği bırakanlar anladı. İnsan dibi de renklere boyayabiliyor bazen ya da şey diyosun: Sikeyim renkleri, böyle de olur.
Az'a tamah. Orospu çocuğu akepe. Bu da senin yüzünden. (Sansüre gerek var mıydı, biz bizeyiz şurada)
Nasıl da korkuyoruz o savunmasız halimizden di mi? İncinmişin derler. Çıt.
Yaş 36 Emicim,
Bir çantaya yalnızca bir çekmece sığar, vadedilen. Aha! Çıt!
Aman ya. Anlaşılmak falan da değil artık derdim. Benliğim boyunu yüz yıl oldu aşalı.
Gitmek istiyorum artık.
Çıt.