Hazır sosyal mesaj vermişken, emek verdiğim bir başka kuruma da destek vermenizi istiyorum.
O hediyeleri açtıklarında, suratlarındaki gülümsemeyi gördükten sonra, mutluluk nedir sorusuna net bir cevabınız olacaktır. ışıl ışıl gözlerini, yaşama bir yerinden tutmuş küçücük parmakları gördükten sonra, nefesin değerini anlayacaksınız, o ellerden tutacaksınız..
Küçük Prensi çok seven biri, evet o. 3 boyutlusu çıktığı an ona almıştım. İlk hediyem olacaktı. Benden önce arkadaşları almış. Eş değer bir mutluluk ne olabilirdi diye düşündüm, bir "küçüğüm" vardı.(evet genelde kendi adım hariç çevremdekilerin adını yazıyorum, fakat onun adını yazmak istemiyorum, kesinlikle tutum meselesi, küçüğüm diye çıktı adı burada öyle olsun) Aslında herhangi bir küçüğe vermeyi planlıyordum, İzmir'de karşıyakada lösev. Gittim, ablalarımla konuştum. Küçüğümle görüştüm. Küçük prensi okumamış. Benim gibi eksik olsun istemedim. Güzelcene de paketlemiştim. İçine de bir kaç satır karaladım. Yazılarımı okumayı çok sever, kitaptan önce onun mutluluğunu gördüm gözlerinde. Kitaba baktı. Baktı.. Okudu, gördü..
İşte o mutluluğa eş demiştim ya. Yanılmışım. Bu mutluluğun ne eşi ne benzeri var. Gözlerinde yaşam gördüm. Büyük adamların hikayesini okuyacaktı. Ondan uzun yıllar büyük olan adamların. Ben o yaşamı gördüm.
Siz hiç yaşam gördünüz mü ?
Ben dokundum, ılıktı. Maviydi, yeşildi, sarıydı.
Portakal rengiydi.
Son zamanlarda inandığım ne varsa kurudu belki. Ama küçüklere olan inancım hiç bitmeyecek.
+Hafta sonu geleceğim küçüğüm, annem sevdiğin pastadan da yapacak. Bekle beni, sakın..
"bu gece uyumadan önce elimi siz tutar mısınız"
sözüyle girdiler hayatlarımıza. Ufacık ellerini uzatırken, umuttan tutmak istediler.
5 dakikalık bir zaman sadece.
Çocuklar Hep Gülsün diyorsanız siz de..
http://www.losev.org.tr/
8 Mart 2011 Salı
7 Mart 2011 Pazartesi
Bir çocuk gibi gülümse
Gülmek bile iş sayılıyor; gülmek bile ekonomik, politik bir olay. Gülmek bile sadece gülmek olmaktan çıktı. Tüm saflık yitirildi. Saf, içten, çocuksu bir kahkaha atamaz oldun. Ve eğer saf bir kahkaha atamıyorsan çok değerli bir şeyleri kaybediyorsun demektir. Bekaretini, saflığını, masumiyetini kaybediyorsun.
Küçük bir çocuğu izle; gülüşünü seyret - öylesine içtendir ki. Çocuk dünyaya geldiğinde öğrendiği ilk sosyal hareket - aslında "öğrendiği" dememek lazım, çünkü onu beraberinde getiriyor - gülümsemektir. İlk sosyal hareket. Gülümseyerek toplumun bir parçası haline gelir. Çok doğal, içten görünür. Bir anne çocuğunun gülümsediğini görünce müthiş sevinir - çünkü o gülümseme sağlık ve zeka işaretidir, çocuğun aptal veya özürlü olmadığını gösterir. O gülümseme çocuğun yaşayacağını, seveceğini, mutlu olacağını gösterir. Anne buna bayılır.
Gülümsemek ilk sosyal etkinliktir, ve temel sosyal etkinlik olarak kalmalıdır. İnsan tüm hayatı boyunca gülmeli. Her türlü durumda gülebilirsen, her şeyin üstesinden gelebilirsin - ve bu da seni olgunlaştırır. Sana ağlama demiyorum. Hatta, eğer gülemiyorsan ağlayamazsın da. İkisi beraber gider; aynı fenomene aittirler: doğru ve gerçek olmaya.
Gözyaşları kurumuş olan milyonlarca insan var; gözleri ışıltısını, derinliğini yitirmiş; gözpınarları kurumuş - çünkü ağlayamıyorlar, gözyaşı dökemiyorlar. Eğer gülme özürlüysen gözyaşı da üretemezsin. Ancak güzel gülen birisi güzel ağlayabilir. Ve eğer güzelce gülüp ağlayabiliyorsan yaşıyorsun demektir. Ölüler ne gülebilir ne de ağlar. Ölü birisi ciddidir. İzle: git bir cesede bak - ölüler senden çok daha ciddi durur. Ancak canlı birisi gülüp ağlayabilir.
OSHO
Küçük bir çocuğu izle; gülüşünü seyret - öylesine içtendir ki. Çocuk dünyaya geldiğinde öğrendiği ilk sosyal hareket - aslında "öğrendiği" dememek lazım, çünkü onu beraberinde getiriyor - gülümsemektir. İlk sosyal hareket. Gülümseyerek toplumun bir parçası haline gelir. Çok doğal, içten görünür. Bir anne çocuğunun gülümsediğini görünce müthiş sevinir - çünkü o gülümseme sağlık ve zeka işaretidir, çocuğun aptal veya özürlü olmadığını gösterir. O gülümseme çocuğun yaşayacağını, seveceğini, mutlu olacağını gösterir. Anne buna bayılır.
Gülümsemek ilk sosyal etkinliktir, ve temel sosyal etkinlik olarak kalmalıdır. İnsan tüm hayatı boyunca gülmeli. Her türlü durumda gülebilirsen, her şeyin üstesinden gelebilirsin - ve bu da seni olgunlaştırır. Sana ağlama demiyorum. Hatta, eğer gülemiyorsan ağlayamazsın da. İkisi beraber gider; aynı fenomene aittirler: doğru ve gerçek olmaya.
Gözyaşları kurumuş olan milyonlarca insan var; gözleri ışıltısını, derinliğini yitirmiş; gözpınarları kurumuş - çünkü ağlayamıyorlar, gözyaşı dökemiyorlar. Eğer gülme özürlüysen gözyaşı da üretemezsin. Ancak güzel gülen birisi güzel ağlayabilir. Ve eğer güzelce gülüp ağlayabiliyorsan yaşıyorsun demektir. Ölüler ne gülebilir ne de ağlar. Ölü birisi ciddidir. İzle: git bir cesede bak - ölüler senden çok daha ciddi durur. Ancak canlı birisi gülüp ağlayabilir.
OSHO
8 Mart
Evet yarın 8 Mart, kadınlar günü, kadınlarımızın günü.
Ben bugünde eş, sevgili, dost, "Anne" olabilmenin değerini bilmenin yanında diyorum ki, gelin siz de katılın bize. Kadınlarımız şiddet görmesin. Bugünde bir çiçek almak yerine kadınlarımıza, her gün saygı gösterin, boşverin çiçeği diyorum.
Siz de bir bakın, siz de bir kadına, kadınlığın ne demek olduğunu gösterin, elinden tutun, "ona çiçek alın";
http://www.morcati.org.tr/tr
Ben bugünde eş, sevgili, dost, "Anne" olabilmenin değerini bilmenin yanında diyorum ki, gelin siz de katılın bize. Kadınlarımız şiddet görmesin. Bugünde bir çiçek almak yerine kadınlarımıza, her gün saygı gösterin, boşverin çiçeği diyorum.
Siz de bir bakın, siz de bir kadına, kadınlığın ne demek olduğunu gösterin, elinden tutun, "ona çiçek alın";
http://www.morcati.org.tr/tr
Bir kadın olarak, kadın olabilmenin verdiği mutlulukla sesleniyorum; kadınlara, kadınlarımıza iyi bakın. Onlar aslında çok fazla bir şey istemiyorlar, biz aslında çok fazla bir şey istemiyoruz.. Bu ataerkil toplumun eşitsizliğinde bir insan olduğumuzu görmenizi istiyoruz. Sadece saygı gösterin bizlere. Çiçeklerimizi biz kendimizde yetiştirebiliriz, bir bekleyin elbet kokusunu sizler de çok seveceksiniz..
Kadınlar günün kutlu olsun anne,
Kadınlar günün kutlu olsun abla,
Kadınlar günün kutlu olsun teyze,
Kadınlar günün kutlu olsun hala,
Kadınlar günün kutlu olsun dostum,
Kadınlar günün kutlu olsun arkadaşım..
Tüm kadınlarımızın, kadınlar günü kutlu olsun.
26 Şubat 2011 Cumartesi
Tasarım hatası mutluluklar
Seviliyorum öyleyse varım demek seviyorum öyleyse var olurum demek isterdim .. Düşünmek yetmiyor demek isterdim. Yapmadık iş bırakmadan düşüncelerimde, yapmaya koyulmak isterdim. Aslında ben düşündüm düşüncelerimde; aşık oldum, aşık ettim, mutlu oldum, mutlu ettim. Bir nefes aldım, bir nefes de verdim.
Düşünceler karıştı zihnimin parlak köşelerinde, çeper çeper, duvar duvar gezindi, kan aktı, kanım aktı. Asılsız ihtimamlar süsledi, süslemiş gibi yaptı. bir miş daha koydu önüme. Meğer ben özel olmamaya çalışırken özel olmak istediğimi bilmiyor/muşum.
Herhangi biri rolünü oynarken bir başkasının hayatında, onun hayatı olmak. İstemedim ben, hiç istemedim. Ya da bu kadar basit bir herhangi biri olmak istemezdim. Ben Emi idim. Anladıkları kadardan fazlası yoktu. Ben'dim. Gecenin bir yarısı Kordon'da denize giren biriydim. Sabaha karşı yazlık sularında değil sadece, Alsancağın girişinde. Ben paçalarımdan su akarken otobüse binendim. O müziği duydurup kulaklarıma ritim tutandım, Bakanlara gülümseyen, o dershane köşesindeki şarapçı amcayla şişe tokuşturup "hayat" diyendim. Akordioncu sokak çocuğunu sabahın bir saatinde Sevinç'in önünden alıp kahvaltıya götürendim. Oyuncaklar alıp renkli ışıkları gökyüzüne tutmaya çalışandım. Yıldızları yakalayandım. Ben uçabilendim!
Görülebildiği kadardım aslında..
Hiç deseydi mesela, kıytırık hayat yırtık pırtık, bana bir akordiyon sesi yeterdi elbiseler biçmeye.
Arızalar yumağı pasifist bir yaşamı uzattıkça, daha da çekiştirmekle ne geçer ki insanın eline?
Yapamadık.
Tasarım hatası mutsuz diyaloglara yoğunlaştık, kaçamadık kara trenden.
Olamadık.
Uzun uzun anlatamam her şeyi .. Ben istememiştim hiçbir şeyi.
Gelenleri gidenleri ..
Hiç kimseyi istememiştim
Ben yalnızlığımda nefes alırken mutluydum ..
Neden geldiniz ?
Neden hala inatla geliyorsunuz?
Önünüzde hangisini çalacağınıza bir türlü karar veremediğiniz bir sürü nota var, bunlar ile ne kadar müzikal bir yaşantı olabilir sürdürdüğünüz ? Gelişiniz tam da bu yüzdendi işte. (Bir çoğunuzun)
Bilmemek, bilememek.
Yaşamadan, hayatın teorisini üreterek tüketmek elinizdeki zamanı, iyileştirebilir mi sandınız yaralarınızı ?
Sandınız mı sahi ?
Hiçbir hükmü olmadan onca yaşanılanlar ile varılabilir mi yepyeni yarınlara?
Yepyeni yarınların peşinde bir hükmü olur mu bugünün?
Koşulsuz düşünürüz de, koşulsuz sevebilir miyiz ?
Maki Asakawa'dan gelsin bize..
25 Şubat 2011 Cuma
Blog olsun diye 3
"Ne varsa hepsi içimde, kaçsam gitsem tam vakti...
Ben kendi kendime de büyürüm tamam belki biraz üşürüm..." Sunay Akın
"Ya siz ? Size duyduğum küçük sevgi başlangıcı için beni sevenler, hep uzaklaştım ben oradan, uzaya geçti gitti bende zira simanızdaki uzam. Onu sevdikçe, siz yoktunuz artık içimde .. " Rilke
Şuna da çok gülüyorum ben paylaşasım geldi.
İşte böyle bir psikolojideyim bugün. Okul işim halloldu ona seviniyorum bir tek. Onun dışında her şey boş geliyor.
Biraz da E. Cansever okuyayım.
"Katilleri bilhassa ben"
Ben kendi kendime de büyürüm tamam belki biraz üşürüm..." Sunay Akın
"Ya siz ? Size duyduğum küçük sevgi başlangıcı için beni sevenler, hep uzaklaştım ben oradan, uzaya geçti gitti bende zira simanızdaki uzam. Onu sevdikçe, siz yoktunuz artık içimde .. " Rilke
Şuna da çok gülüyorum ben paylaşasım geldi.
Şunu da dinliyorum;
İşte böyle bir psikolojideyim bugün. Okul işim halloldu ona seviniyorum bir tek. Onun dışında her şey boş geliyor.
Biraz da E. Cansever okuyayım.
"Katilleri bilhassa ben"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


